Deniz seviyesinden yaklaşık 2 bin 235 metre yükseklikteki bir mağarada yürütülen kazı çalışmaları, farklı dönemlere ait önemli yerleşim izlerini gün yüzüne çıkardı. Mağaranın binlerce yıl boyunca insanlar tarafından kullanıldığına dair bulgular elde edilirken, bulunan mineral parçaları, bölgede tarih öncesi dönemde metal işleme faaliyetlerinin yürütülmüş olabileceği ihtimalini güçlendirdi.
Arkeologlar tarafından en dikkat çekici bulgulardan biri, mağaranın ikinci ve üçüncü yerleşim katmanlarında yoğun olarak tespit edilen yeşil renkli mineral parçaları oldu. Uzmanlar, bu minerallerin bakır cevheri ile ilişkili olabileceğini ve mağaranın sadece geçici bir barınak olmanın ötesinde, metal işleme faaliyetlerinin yürütüldüğü bir alan olarak da kullanılmış olabileceğini değerlendiriyor. Kazılar sırasında çok sayıda ocak kalıntısı, yanmış tortular ve farklı dönemlere ait ateş kullanım izleri de ortaya çıkarıldı.
Yapılan radyokarbon analizleri, mağaradaki bazı ocakların yaklaşık 5 bin 500 ila 4 bin yıl öncesine, diğerlerinin ise yaklaşık 3 bin yıl öncesine tarihlendiğini gösterdi. Araştırmacılar, aynı noktaya farklı dönemlerde tekrar tekrar dönüldüğünü ve mağaranın yüzyıllar boyunca kullanıldığını belirtti. Bu durum, yüksek rakımlı bölgelerin tarih öncesi toplumlar için sadece geçici geçiş noktaları olmadığını, aksine düzenli olarak insan faaliyetlerine ev sahipliği yaptığını ortaya koyuyor.
Bölgede bulunan zengin arkeolojik katmanlar arasında süs eşyaları, hayvan dişlerinden yapılmış objeler ve farklı topluluklar arasındaki kültürel bağlantılara işaret eden kalıntılar da yer alıyor. Bilim insanları, mağarada bulunan yeşil mineral parçalarının ayrıntılı analizlerinin sürdürülmesiyle, buranın Avrupa'nın en eski bakır işleme merkezlerinden biri olup olmadığının daha net anlaşılacağını ifade ediyor. Elde edilen veriler, Pirene Dağları'nın yüksek kesimlerinin, tarih öncesi dönemde sanılandan çok daha önemli bir insan faaliyetine sahne olduğunu gösteriyor.