Amerika Birleşik Devletleri, Brezilya'nın en büyük iki suç örgütü olan Birinci Sermaye Komutanlığı (PCC) ve Kızıl Komuta'yı (Comando Vermelho) yabancı terör örgütleri listesine dahil etti.
Dışişleri Bakanı Marco Rubio tarafından Perşembe günü yapılan açıklama, Brezilya'da L.I.L.d.S. hükümeti için bir gerileme olarak görülürken, Lula'nın Ekim ayındaki başkanlık seçimlerindeki ana rakibi aşırı sağcı senatör F.B. için bir destek olarak yorumlandı.
Babası J.B.'nun yerine aday gösterilen ve darbe girişiminde bulunmaktan hüküm giydiği için ev hapsinde bulunan F.B., bu haftayı ABD'de geçirdi. Bu süre zarfında D.T. ve Rubio ile bir araya geldi.
Senatör Bolsonaro, babası hakkında yolsuzlukla suçlanan bir bankacıdan 26.8 milyon dolar (yaklaşık 20 milyon sterlin) istemekle ilgili ses kaydının ortaya çıkmasının ardından kampanya sürecindeki en düşük seviyesini yaşadı. Bu durum, kamuoyu yoklamalarındaki oy oranlarında önemli bir düşüşe neden oldu.
Rubio, yaptığı açıklamada, söz konusu grupların "Brezilya'daki en şiddetli iki suç örgütü" olduğunu belirterek, "Bölge boyunca ve ülkemize kadar uzanan bir etkiye sahipler" ifadelerini kullandı.
Her iki grup da başlangıçta Brezilya hapishanelerindeki işkence ve kötü muameleye bir tepki olarak ortaya çıktı. Günümüzde Latin Amerika'nın en büyük suç örgütlerinden bazıları arasında yer alıyorlar. Komşu Kolombiya, Peru ve Bolivya'da üretilen kokaini başta ABD ve Avrupa'ya ihraç ederken, dünyanın diğer bölgelerine de yayılıyorlar.
Kızıl Komuta, 1970'lerde askeri diktatörlük tarafından hapsedilen siyasi mahkumlar ile Rio de Janeiro'daki bir hapishanede bulunan adi suçlular arasındaki etkileşimlerden doğmuştur. PCC ise 1990'larda São Paulo'daki bir hapishanede, polis tarafından bastırılan bir isyanda 111 mahkumun öldürülmesinden aylar sonra kuruldu.
İki grup, uyuşturucu dağıtım ve kaçakçılık rotaları üzerinde kontrol için rekabet etse de, farklı şekillerde faaliyet gösteriyorlar. Kızıl Komuta daha merkezi olmayan bir liderlik yapısına sahipken ve Meksika ile Kolombiya'nın daha açık şiddet içeren suç gruplarına benzerken, PCC kurumsal bir yapıya, iyi tanımlanmış hiyerarşilere ve düşük profilli, iş odaklı bir yaklaşıma sahip.
Lula, ABD'nin grupları terör örgütü olarak sınıflandırma önerisine karşı çıkmış, bu hamleyi Brezilya egemenliğine bir hakaret olarak nitelendirmiş ve ülkenin bu örgütlerle zaten aktif olarak mücadele ettiğini savunmuştu. ABD'nin açıklamasından sadece saatler önce, Brezilya federal polisi PCC'nin ülkenin finans sektörüne sızmasına yönelik yeni bir operasyon başlattı.
Cumhurbaşkanı Lula henüz ABD'nin kararına ilişkin bir yorum yapmadı. F.B. ise kararı derhal kutladı. "Bir başkan adayı olarak yaptığımız bir ziyarette, Lula'dan daha fazlasını Brezilya ve Brezilyalıların güvenliği için yaptık" dedi.
ABD'nin bu örgütleri terör örgütü olarak sınıflandırma kararı, aylardır bekleniyordu. Ancak bu durum, Trump'ın üç hafta önceki Beyaz Saray'daki Lula görüşmesinde gündeme gelmedi. F.B.'nun geçen Salı günü Beyaz Saray'a yaptığı ziyaret, başkanın kamuoyu programında yer almıyordu ve Trump'ın Lula ile görüşmesinden farklı olarak, Trump tarafından sosyal medya paylaşımında bile bahsedilmedi.
Sınıflandırmanın pratik sonuçları hakkında hala netlik bulunmuyor. Analistler, bunun masum Brezilyalılar üzerinde bile mali sonuçları olabileceği endişesini taşıyor. Ancak bu hamle, Beyaz Saray'ın sözde "uyuşturucuyla mücadele" kapsamında bölge genelinde uyguladığı artan baskının bir başka örneği olarak geniş çapta yorumlanıyor.