Üst düzey bir ABD'li yetkili, ABD ile İran arasında varılan mutabakat zaptına ilişkin açıklamalarda bulundu. Yetkili, anlaşmanın ABD adına Başkan Donald Trump ve Başkan Yardımcısı JD Vance tarafından, İran adına ise Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf tarafından elektronik olarak imzalandığını belirtti.
Telekonferans yöntemiyle düzenlenen basın toplantısında konuşan yetkili, mutabakatın gelecekteki müzakereler ve ilişkiler için bir çerçeve sunduğunu ifade etti. İran'ın nükleer programları, nükleer silah üretmediğinin doğrulanması ve bölgedeki radikalizm ile terörizme finansman sağlamaması konularında işbirliği yapması halinde, dünya ekonomisine daha olumlu yaklaşılacağını vurguladı.
Mutabakatın detaylarının 1 ila 2 gün içinde kamuoyu ile paylaşılacağını kaydeden yetkili, bu bilgilerin anlaşmanın daha iyi kavranmasına yardımcı olacağını söyledi. Anlaşmayla birlikte Hürmüz Boğazı'nın gemi trafiğine açılacağı ve ABD'nin İran'a yönelik deniz ablukasının kaldırılacağı belirtildi. Hürmüz Boğazı'ndaki normal deniz trafiğine dönüşün birkaç hafta sürebileceği, ancak trafiğin her geçen gün artmasının beklendiği ifade edildi.
İran'ın taahhütlerine bağlı kalması durumunda, 300 milyar dolarlık dondurulmuş fonlarının kademeli olarak serbest bırakılacağı açıklandı. Yetkili, şu anda güven inşası aşamasında olunduğunu belirterek, dondurulmuş fonların serbest bırakılması ve yaptırımların kaldırılması için İran'ın da taahhütlerini yerine getirmeye istekli olduğunu gösteren adımlar atması gerektiğini söyledi. Bu sürecin performansa bağlı olacağı değerlendirmesi yapıldı.
Körfez ülkelerinin de ABD-İran mutabakatına bağlı olduğu ve İran'ın dondurulmuş fonları konusunda Washington ile hareket edeceği düşünülüyor. Anlaşmanın, eski Başkan Barack Obama döneminde imzalanan anlaşmadan daha iyi olduğu savunuldu. Yetkili, İran'ın bu fonları terörizmi finanse etmek veya bölgede istikrarsızlığı artırmak için kullanması halinde fonlara erişim izni verilmeyeceğini belirtti.
Öte yandan yetkili, İsrail'in Lübnan'dan geri çekilmesiyle ilgili bir soruya, mutabakatta böyle bir madde olmadığını belirterek yanıt verdi. Geri çekilmenin anlaşmanın bir koşulu olmadığını, anlaşmanın tek taraflı olmayan bir ateşkes olduğunu ifade etti. Hizbullah'ın İsrail'e saldırı düzenlemesi halinde İsrail'in karşılık verme hakkı olduğu değerlendirmesi yapıldı.