Bakla, Akdeniz mutfağının sevilen lezzetlerinden biri olup yüksek besin değerleriyle bilinmektedir. Ancak bu sebze, tarih boyunca bazı toplumlarda tartışma konusu olmuştur. Antik Yunan'da Pisagor ve takipçileri bakla tüketimini yasaklamıştır.
Baklanın bazı bireylerde sağlık sorunlarına yol açmasının nedeni, bitkinin kendisinin zararlı olmasından değil, bireyin genetik yapısındaki bir eksiklikten kaynaklanmaktadır. Tıpta G6PD (Glukoz-6-Fosfat Dehidrogenaz) eksikliği olarak bilinen bu durum, dünya genelinde milyonlarca insanı etkilemektedir.
G6PD enzimi, kırmızı kan hücrelerini zararlı maddelere karşı koruma görevi üstlenir. Vücudunda bu enzim eksikliği bulunan kişilerde bakla tüketimi, kırmızı kan hücrelerinin hızla parçalanmasına neden olabilir. Tıp literatüründe 'Favizm' olarak adlandırılan bu durum; halsizlik, nefes darlığı, çay renginde idrar ve göz aklarında sararma gibi belirtilere yol açabilir. Bu genetik durum, özellikle Akdeniz, Orta Doğu ve Asya kökenli toplumlarda daha sık görülmektedir.
Bakla ile ilgili endişeler yeni değildir. Tarihsel olarak bakla tüketen bazı kişilerde görülen ani hastalıklar ve güç kaybı, o dönemde bitkinin gizemli bir etkisi olarak yorumlanmış olabilir. Modern tıp, bu gözlemlerin altında yatan biyolojik nedenleri açıklamıştır.
Vücudunda G6PD eksikliği bulunmayan bireyler için bakla, besleyici bir gıda kaynağıdır. Yüksek bitkisel protein, lif, folat, demir ve magnezyum içeriğiyle sindirimi düzenler, tokluk hissi verir ve hücre yenilenmesine katkı sağlar.
Bakla, doğru bünyede faydalı bir sebzedir. Gıda olarak güvenli ve besleyicidir. Daha önce bakla tüketimi sonrası açıklanamayan halsizlik veya kansızlık problemi yaşayanların veya ailede benzer hastalık öyküsü bulunanların, basit bir kan testi ile durumlarını öğrenmeleri önerilmektedir.