🇺🇸 USD 49,47₺ ▲0.01%
🇪🇺 EUR 55,59₺ ▲0.10%
🥇 ALTIN 6.639₺ ▲0.58%
₿ BTC 4,07M₺ ▲1.15%
16 Ekim 2026, Cuma
Gündem

Denizolgun Dosyasında Yeni Gelişmeler: Otopsi Videosu Ortaya Çıktı

Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüyle ilgili soruşturmada, otopsi görüntülerinin 'yok' denilip sonradan ortaya çıkması üzerine 3 Adli Tıp görevlisi ve Denizolgun'un özel doktoru hakkında iddianame düzenlendi.

İmza: Analiz Manşet Gündem Servisi Yayın: 👁 1,836
Denizolgun Dosyasında Yeni Gelişmeler: Otopsi Videosu Ortaya Çıktı

Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un 2016'da Beykoz'daki çiftliğinde ölü bulunmasına ilişkin soruşturmada, aradan geçen zamanın ardından iki kritik iddianame hazırlandı. Savcılık, adli tıp yazışmalarındaki ve özel doktorun ifadelerindeki çok sayıda çelişkiyi tespit etti.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu, İstanbul Adli Tıp Kurumu'nda görevli İ.Ç., Ç.K. ve S.Ç. hakkında "kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği" suçundan kamu davası açtı. Denizolgun'un olay tarihindeki özel doktoru olduğu belirtilen N.D. hakkında ise "yalan tanıklık" suçundan iddianame düzenlendi.

İddianamede yer alan bilgilere göre, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, 24 Şubat 2026'da İstanbul Adli Tıp Kurumu'na yazı yazarak otopsiye ait görüntü kaydının olup olmadığını sordu. Kurum ilk etapta yalnızca fotoğrafların bulunduğunu bildirdi. Savcılığın 1 Haziran'da video ve fotoğraf kayıtlarını istemesi üzerine gönderilen CD'den 145 fotoğraf çıktı. Başsavcılık, 14 Temmuz'da üçüncü kez yazı yazarak özellikle video kaydının araştırılmasını talep etti.

Ancak Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi, 16 Temmuz 2026 tarihli cevabında otopsiye ait video kaydının bulunmadığını belirtti. Bu durumun ardından 18 Ağustos 2026'da Denizolgun'un mezarının açılarak yeniden inceleme yapılması için fethi kabir kararı alındı.

Fethi kabir işleminin gerçekleştirildiği gün, Adli Tıp Kurumu'ndan Başsavcılığa farklı bir cevap ulaştı. Kurum, otopsiye ait video kayıtlarının bulunduğunu ve kayıtların flash bellek ile CD'ye aktarılarak Başsavcılığa gönderildiğini bildirdi. Fethi kabir işlemi ise ertesi gün, 19 Ağustos 2026'da yapıldı.

Soruşturma kapsamında Morg İhtisas Dairesi Başkan Vekili İ.Ç., zabıt katibi Ç.K. ve kayıtların muhafaza edildiği fotoğrafhanede görevli S.Ç.'ın ifadeleri alındı. Çalışkan, yaptığı sorgulama sonucunda 145 fotoğrafı teslim ettiğini belirtti. Köse, "video kaydı yoktur" cevabını kendisinin verdiğini, Çoban ise bu cevabın yer aldığı yazıyı onayladığını ifade etti.

Savcılık, video kaydının varlığının ortaya çıkması ve şüphelilerin de videonun varlığını kabul etmesi üzerine, Başsavcılığa gerçeğe aykırı biçimde "video yok" cevabı verildiğini değerlendirdi. Bu nedenle 3 Adli Tıp çalışanı hakkında TCK'nın 204/2 maddesi kapsamında dava açıldı. İddianamede, Adli Tıp Kurumu'nun 3 görevli hakkında idari soruşturma yürüterek kınama cezası verdiği bilgisine de yer verildi.

İkinci iddianame ise olay tarihinde Özel Hisar Hastanesi'nde dahiliye uzmanı olarak görev yapan N.D. hakkında hazırlandı. İddianameye göre, 26 Ağustos 2026'da Başsavcılıkta yeminli tanık olarak dinlenen Demirkol, Denizolgun'un özel doktoru olmadığını ve ölümü şüpheli olarak değerlendirmediğini söyledi. Demirkol ifadesinde ayrıca polisi kimin aradığını bilmediğini, Denizolgun'un yüzünde ve vücudunda kan görmediğini, olay yerinde yalnızca M.B. ile yabancı uyruklu bir kişinin bulunduğunu anlattı.

Ancak savcılık, tanık ifadesinin ardından HTS kayıtlarını, 155 Acil Çağrı Merkezi kayıtlarını, olay yeri tutanaklarını ve diğer tanıkların anlatımlarını dosyaya getirdi. İddianamede, 155 ihbar kayıtlarına göre polisi arayan kişinin Demirkol olduğu, kendisini "ailenin hekimi" olarak tanıttığı ve ölümün şüpheli olduğunu söylediği ileri sürüldü. Olay yerine ilk ulaşan polis memuru da kendilerini arayan kişinin maktulün özel doktoru olduğunu ve ölümü şüpheli değerlendirdiğini belirtti. Olay yeri inceleme görevlisi ise Demirkol'un kendisini Denizolgun'un özel doktoru olarak tanıttığını ifade etti.

Savcılığın tespit ettiği bir diğer çelişki, Denizolgun'un cesedindeki kan izlerine ilişkin oldu. 2026'daki ifadesinde yüzünde ya da vücudunda kan görmediğini söyleyen Demirkol'un, 2016 tarihli olay yeri ve ölü muayene tutanağında Denizolgun'un ağzının sağ tarafından kan sızdığını ve kanın yastığı ıslattığını söylediği kayıt altına alınmıştı. Bilirkişi doktor da Denizolgun'un yüzünün kanlı olduğunu ve ağzından kan geldiğini tutanağa geçirmişti.

Demirkol'un, olay günü Kısıklı'daki evinde bulunduğunu söylemesine karşın, HTS kayıtlarına göre o saatlerde Kısıklı bazında bulunmadığı tespit edildi. Savcılık, Demirkol'un çiftlikte yalnızca 2 kişinin bulunduğunu söylemesine rağmen H.T.K. ile A.K.'in de olay yerinde olduğunu olay yeri kayıtları, HTS verileri ve tanık beyanlarıyla belirledi. Demirkol'un, A.G.'in Adli Tıp Kurumu'nda olmadığına ilişkin anlatımının da HTS kayıtlarıyla çeliştiği öne sürüldü. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Demirkol'un yeminli tanık olarak verdiği ifadelerin kalem kalem gerçeğe aykırı beyanlar içerdiğini değerlendirdi.

İlgili Haberler

📊 Döviz Kurları
🇺🇸 USD
49,4729₺ ▲0.01%
🇪🇺 EUR
55,5867₺ ▲0.10%
🇬🇧 GBP
65,7044₺ ▲0.07%

Hava Durumu

☁️
12.9°C
Bulutlu
Hissedilen
10.9°
Min/Max
12°/14°
Nem
78%

♈ Günün Burçları

16 Ekim 2026