İngiltere'nin çeşitli bölgelerinde yaşanan ve ırkçı gerilimlerin tetiklediği şiddet olayları, ülkedeki sosyal dokuyu sarsıyor. Belfast'ta modern bir pogrom olarak nitelendirilen olaylar devam ederken, 800 kilometre uzaklıktaki Southampton'da da benzeri şiddet gösterileri yaşandı.
Belfast'taki olayların fitilini ateşleyen görüntü, Arapça bağıran bir Sudanlı mültecinin, yüzüstü yatan beyaz bir kurbanı bıçakladığı ve vahşice saldırdığı anları gösteriyordu. Bu görüntü, ülkede artan yabancı ve ırkçı nefreti yeniden gündeme getirdi.
Southampton'da ise mahkemeler, ayrı şiddet gösterilerinin sonuçlarıyla ilgileniyordu. Savcı S.L., 2 Haziran'da şehir merkezindeki polis karakolu önünde 1.000 kişinin toplandığını belirtti. Göstericiler, 18 yaşındaki üniversite öğrencisi H.N.'ın, 23 yaşındaki İngiliz Sih V.D. tarafından öldürülmeden hemen önce, yanlış bir şekilde ırkçılık iddialarıyla gözaltına alınmasını protesto ediyordu. Digwa, yanlış ırkçılık iddialarında bulunmuş ve cinayetten hüküm giymişti.
Linsley, Nowak davası nedeniyle polis karakolu önünde toplananların yaklaşık dörtte birinin alkol tükettiğini ve maske taktığını mahkemeye bildirdi. Bir konuşmacının, "Digwa evini ister misiniz?" diye bağırdığı duyuldu. Yüzlerce protestocu daha sonra St Denys bölgesindeki Digwa ailesinin yanlış adresine yöneldi. Protestocular polise tuğla, sandalye ve çöp kutusu fırlattı. Polis memurları, bir grup tarafından kuşatıldı ve bir polis aracı saldırıya uğradı. Olaylar yaklaşık iki buçuk saat sürdü.
Southampton'daki göstericilerin, aralarında Southampton Patriots, White Vanguard ve National Rebirth Party'nin Portsmouth şubesi gibi aşırı sağcı grupların da bulunduğu belirtildi. Mahkemede, polislere yanıcı çöp kutusu iten ve tahta parçası fırlatan 22 yaşındaki T.G., iki buçuk yıl hapis cezasına çarptırıldı. İki çocuğu babası olan 29 yaşındaki D.C. ise polislere çöp kutusu ve metal sandalye fırlattığı için üç yıl hapis cezası aldı. Crawford'ın daha önce de yaralama, soygun, hırsızlık gibi 33 suçtan 19 sabıkası olduğu ve bir olayda partnerinin ön dişlerini kırdığı belirtildi.
Reform UK lideri N.F., Nowak'ın öldürülmesi sırasındaki polis kararlarının, "beyaz insanların hak ve ayrıcalıklarının etnik azınlıklardan daha az önemli olduğunu" gösterdiğini savundu. Belfast'taki şiddet olayları için ise Farage, kötü niyetli aktörler olsa da, "büyük çoğunluğun korktuğunu ve sokaklarını daha güvenli hale getirmek için bir şeyler yapılmasını istediğini" söyledi. Bu durumun, halka umut verilmezse yaz boyunca daha da kötüleşebileceği endişesini dile getirdi.
Farage'ın eleştirmenleri ise bu açıklamaları, siyasi emeller için bölünmeyi körüklemenin başka bir yolu olarak değerlendirdi. Muhafazakar çevreler, bu huzursuzlukların ya devletin ülke sınırlarını güvence altına alamamasının bir belirtisi ya da Nowak vakasında olduğu gibi, Birleşik Krallık'ın kamu kurumlarındaki eşitlik politikalarının aşırıya kaçtığının kanıtı olduğunu iddia etti. The Times gazetesi, Belfast'taki öfkenin nedeninin göçmenlik konusunda atalet olduğunu belirterek, hükümetin şiddetin kök nedenine inmediğini savundu. Ancak, bu argümanlar incelendiğinde, resmin daha karmaşık olduğu ve gerçeklerin popülist anlatıları desteklemediği görülüyor. Kuzey İrlanda'ya yönelik göç oldukça düşüktür ve 2021 nüfus sayımına göre nüfusun %97'si beyaz etnik kökenden gelmektedir.