Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Çevre Mühendisleri Odası, 5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla her yıl yayımladığı “İstanbul Çevre Durum Raporu”nu bu yıl da kamuoyuyla paylaştı. Oda tarafından yapılan açıklamada, Dünya Çevre Günü'nün kutlama yerine hesap sorma günü olarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Açıklamada, sermaye birikim süreçleri nedeniyle ekolojik yıkımın derinleştiği belirtildi.
Raporda, fosil yakıt bağımlılığı, nükleer santral projeleri ve tarım, orman alanlarının yapılaşmaya açılmasının, sağlıklı çevrede yaşama hakkını ortadan kaldırdığı ifade edildi. Çevre mevzuatındaki güvencelerin işlevsizleştirilmesi ve doğal alanların madencilik ile enerji projelerine karşı savunmasız bırakılması eleştirildi. Bu durumun, yaşam alanlarının sermayenin tasarrufuna bırakıldığı şeklinde yorumlandı. Rapor, “sürdürülebilir kalkınma” ve “yeşil kapitalizm” söylemlerinin yaşanan tahribatı örtme işlevi gördüğünü savundu.
Raporda, İstanbul'un içme ve kullanma suyu, atık ve atık su yönetimi, toprak ve gürültü kirliliği, hava kalitesi ve arazi kullanımlarıyla kentleşme baskısı detaylı olarak incelendi. Ayrıca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütülen çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) süreçleri de değerlendirmeye alındı.
İstanbul'daki nüfus artışının su kaynakları üzerindeki baskıyı artırdığı belirtilen raporda, 2021 yılında 2.942.439 m³/gün olan yıllık ortalama günlük su miktarının, 2025 itibarıyla 3.214.606 m³/gün seviyesine yükseldiği kaydedildi. Bu artışın, kentin su talebinin yapısal olarak büyüdüğünü gösterdiği ifade edildi. Kentin nüfusunun %63.97'sinin Avrupa Yakası'nda ikamet etmesine rağmen, mevcut arıtma kapasitesinin ağırlığının Asya Yakası'nda yoğunlaşmasının, su temin yapısını daha maliyetli ve kırılgan hale getirdiği vurgulandı.
İklim değişikliğinin etkileriyle barajlara yağışlardan gelen su miktarının son beş yılda %32 oranında azaldığına dikkat çekilen raporda, bu düşüşün kalıcı bir eğilime işaret ettiği aktarıldı. İçme suyunun büyük bölümünün Ömerli, Terkos ve Büyükçekmece barajlarından sağlandığı ve kentin kuraklık ile arıza karşısında kırılgan hale geldiği belirtildi.
Rapora göre, İSKİ'nin elektrik giderleri 2021-2025 yılları arasında %464 oranında arttı. Elektriğin %76.7'sinin içme suyu tesislerinde tüketildiği ve bu artışın doğrudan su tarifelerine yansıdığı belirtildi. Kentleşme politikalarına da dikkat çekilen raporda, Sazlıdere Barajı gibi içme suyu havzalarındaki yapılaşmanın suyun doğal dengesini bozduğu ifade edildi.
Raporda, ÇED süreçlerinin önleyici ve koruyucu bir mekanizma olmaktan çıkarak “formaliteler” haline geldiği eleştirisi yapıldı. Su havzaları, tarım alanları ve ekolojik hassas bölgelerin detaylı incelenmediği dile getirildi.
TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi ve yaşam savunucuları, Sazlıdere Barajı çevresindeki yapılaşmaya karşı basın açıklaması yaptı. Açıklamada, Ömerli Havzası üzerinde 250 hektarlık alana Tuzla Biyoteknoloji İhtisas Organize Sanayi Bölgesi kurulma girişimine tepki gösterildi. Ayrıca, Kuzey Demiryolu Geçişi projesinin Kuzey Ormanları'nı parçalayacağı, yaban hayatı koridorlarını keseceği ve kentin kritik su havzaları üzerinde baskı yaratacağı belirtildi. Yaşam savunucuları, İstanbul'un yaşam kaynaklarının rant projelerine feda edilemeyeceğini vurguladı.