Avrupa kıtasının en uzun ikinci nehri ve 10 ülkenin yaşam kaynağı olan Tuna Nehri, rekor kıran sıcaklar ve aylardır süren kuraklık nedeniyle tarihinin en kritik seviyesine indi. Bir zamanlar yük gemilerinin seyrettiği rotalarda artık kum tepeleri ve çatlamış topraklar görülüyor.
Almanya'dan doğup Karadeniz'e dökülen yaklaşık 2.850 kilometrelik nehirde su seviyesinin metrelerce düşmesi, bölge ekosistemini ve ticaretini olumsuz etkiledi. Sırbistan, Macaristan ve Romanya kıyılarında suların çekilmesiyle çölü andıran kum adacıkları oluştu. Nehir yatağındaki çekilme nedeniyle, İkinci Dünya Savaşı'ndan kalma batık Alman savaş gemilerinin enkazları da gün yüzüne çıktı.
Suyun tamamen çekildiği bazı kesimlerde nehir yatağı ikiye bölündü. Kıyıdan karşı kıyıya uzanan kurumuş topraklar, nehrin ortasında doğal bir yürüme yolu oluşturdu. Bölge halkı ve ziyaretçiler, bir zamanlar derin suların aktığı nehir tabanında karşıya geçebiliyor. Çatlamış çamur ve kum tabakalarından oluşan bu geçitler, kuraklığın boyutunu gözler önüne seriyor.
Su seviyesinin kritik eşiğin altına düşmesiyle, yük gemilerinin çoğu karaya oturma riski nedeniyle seferlerini durdurdu. Kıtalararası taşımacılıkta önemli bir rol oynayan nehir ticareti durma noktasına geldi. Nehir boyunca faaliyet gösteren hidroelektrik santrallerinde elektrik üretimi minimum seviyeye gerilerken, nehir suyunu soğutma olarak kullanan nükleer santrallerde de üretim kısıtlamaları başladı.
Sıcaklığın artması ve nehirdeki oksijen miktarının azalması nedeniyle kıyılarda kitlesel balık ölümleri yaşanıyor. Nehir ekosistemine bağlı canlı türleri yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.