Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) düzenlenen 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı Töreni'nde yaptığı konuşmada, Kıbrıs Türk halkının mücadelesini ve Türkiye'nin Ada'daki rolünü vurguladı. Yılmaz, bayramı kutlayarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hükümet ve Türk milleti adına selam ve tebriklerini iletti.
Kıbrıs Barış Harekatı'nda hayatını kaybeden şehitleri rahmetle anan Yılmaz, gazilere minnettar olduğunu belirtti. Harekatın icrasında rol alan dönemin siyasi liderleri merhum Bülent Ecevit, merhum Necmettin Erbakan, merhum Alparslan Türkeş ile merhum Dr. Fazıl Küçük ve merhum Rauf Denktaş'ı da saygıyla yad etti.
Yılmaz, 1974'teki Barış Harekatı'nın, Kıbrıs Türk halkının 11 yıllık zulüm ve çile dolu dönemini sona erdirdiğini ve Türkiye'nin garantörlük sorumluluğunu yerine getirdiğini ifade etti. Bu harekatın, Kıbrıs Türklerinin kendi vatanlarında huzur ve güven içinde yaşayabileceği şartları tesis ettiğini kaydetti. Yılmaz, Türkiye'nin KKTC'nin yanında olduğunu ve olmaya devam edeceğini vurguladı.
Harekatın üzerinden geçen 52 yılın, Türkiye'nin müdahalesinin haklılığını ve garantörlüğünün önemini gösterdiğini belirten Yılmaz, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) varlığının Ada'da barış ve istikrarı sağladığını söyledi. Siyasi eşitlik temelinde kurulan ortaklık düzenini bozanların Kıbrıs Türkleri olmadığını dile getiren Yılmaz, bölgedeki gerilimleri fırsata çevirerek Kıbrıs'ı yeni askeri oluşumların parçası haline getirmek isteyen çevrelerin faaliyetlerini yakından izlediklerini ifade etti. Rum lobisinin Avrupa kurumlarını istismar ederek yürüttüğü dezenformasyon girişimlerini kınadığını belirtti.
Yılmaz, Kıbrıs'ın bölgesel rekabetlerin merkezine çekilmesinin istikrarı tehlikeye atacağını ve Türkiye'nin yer almadığı hiçbir girişimin başarıya ulaşamayacağını söyledi. Anavatan ve Garantör Türkiye'nin, Kıbrıs Türklerinin kendi devletlerinin çatısı altında özgür, onurlu ve güvenli yaşaması için KKTC'nin yanında olmaya devam edeceğini yineledi.
Devam eden müzakerelerin, Rum tarafının yönetimi ve zenginlikleri paylaşmaya yanaşmaması nedeniyle sonuçsuz kaldığını hatırlatan Yılmaz, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin Kıbrıs Türkünü yok sayan kararlarının ve Rum tarafının AB üyeliğine kabul edilmesinin çözümsüzlüğü beslediğini söyledi. Barış için üzerine düşeni yerine getiren Kıbrıs Türk halkının haksız izolasyonlara ve ambargolara maruz kaldığını belirtti. Yılmaz, sahada gerçeklere gözlerini kapatan çabaların başarılı olamayacağını, uluslararası toplumun Kıbrıs Türkünün de bu toprakların sahibi olduğunu kabul etmesi gerektiğini vurguladı. KKTC'nin güçlü kurumları ve demokrasi kültürüyle 43 yıldır varlığını sürdürdüğünü sözlerine ekledi.