İsrail'de 27 Ekim'de yapılan seçimlerin ardından, koalisyon görüşmelerinde kilit konuma gelen İsrail vatandaşı Filistinlileri temsil eden partiler, siyasi baskının hedefi haline geldi. 120 sandalyeli Meclis'te koalisyon için gereken 61 çoğunluğa ne iktidar ne de muhalefet ulaşabildi.
Daha önceki seçimleri genellikle boykot eden İsrail vatandaşı Filistinliler, bu seçimlere yüksek katılım gösterdi. Mansur Abbas liderliğindeki Raam'ın 7, üç partinin birleşiminden oluşan Ortak Liste'nin ise 12 milletvekili çıkarmasıyla tarihi bir başarı elde edildi. Bu sonuçlar, Raam ve Ortak Liste'yi koalisyon hesaplarında önemli bir konuma taşıdı.
Filistinli partilerin seçimlere katılımı, Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in başvurusuyla engellenmeye çalışıldı. Eylül sonunda Arap partilerinin ve bazı adayların seçimlere katılımının yasaklanmasına karar verildi. İsrail Yüksek Mahkemesi, Ortak Liste adayı Sami Ebu Şehade hakkındaki karar hariç diğer kararları bozdu.
Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki hükümetin 4 yıllık iktidarı döneminde Filistinliler, Gazze'de savaş ve Batı Şeria'da saldırılarla karşı karşıya kaldı. Aşırı sağcı hükümetin ayrımcı politikaları, "1948 Arapları" olarak bilinen İsrail vatandaşı Filistinlileri de hedef aldı. Negev bölgesinde ev yıkımları ve zorla yerinden edilmeler yaşanırken, Ben-Gvir bu yıkımları öven paylaşımlar yaptı. Polis şiddetinin artması ve toplu cezalandırma yöntemleri uygulandı.
7 Ekim 2023 sonrası dönemde, İsrail vatandaşı Filistinliler, suç unsuru taşımayan sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek yargılandı, mesleklerinden ve okullarından uzaklaştırıldı. Suç oranlarındaki artışa kasıtlı olarak yol verildiği iddiaları üzerine Filistinliler protestolar düzenledi.
Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, işgal altındaki Batı Şeria'daki uygulamalarına benzer şekilde, 1948 sınırları içindeki kuzey bölgelerini Yahudileştirme vaadini seçim kampanyasında öne çıkardı.
İsrail'in baskı politikası ve seçimlere katılımı engelleme çabaları, Filistinlilerin aşırı sağcı hükümeti göndermek için sandığa yoğun katılım göstermesine neden oldu. Rahat gibi bölgelerde seçimlere katılım oranı yüzde 80'i aştı. İsrail Başbakanlık Ofisi, sosyal medyada paylaşılan görüntülerle ülkenin "apartheid rejimi olmadığını" savunmaya çalıştı.
Seçim günü Netanyahu ve müttefikleri, Arap seçmenlerin sandığa gitmesini "tehdit unsuru" olarak sunarak seçmenlerini provoke etti. "Müslüman Kardeşler", "Arap partileri" ve "sol hükümet" söylemleri kullanıldı.
Tarihi başarı elde eden Raam ve Ortak Liste, seçim sonrasında da hedef alınmaya devam etti.