Marmara Denizi'nde olası bir büyük depreme ilişkin yeni bilimsel çalışmalar, Ana Marmara Fayı'ndaki kırılma senaryolarını yeniden gündeme getirdi. Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Deprem Teknolojileri Enstitüsü tarafından hazırlanan araştırma, fay hattı için 100'den fazla deprem senaryosunu üç boyutlu modellerle analiz etti. Çalışma, olası bir büyük depremin gelişimine dair önemli veriler sundu.
Araştırmaya göre, Marmara Denizi'ndeki Ana Marmara Fayı'nın 1766 yılından bu yana büyük deprem üretmeyen segmentleri bulunuyor. Yapılan modellemeler, fayın herhangi bir bölümünde başlayacak bir kırılmanın batıda Ganos Fayı'na ve doğuda 1999 İzmit deprem bölgesinin batı sınırına kadar ilerleyebileceğini gösterdi. Bulgular, fay geometrisinin tek başına depremi durdurabilecek güçlü bir engel oluşturmadığını ortaya koydu.
Çalışmada öne çıkan bir diğer bulgu ise Avcılar açıklarındaki fay segmenti oldu. Simülasyonlar, bu bölümün Adalar Fayı'na kıyasla kırılmaya daha yatkın olabileceğini gösterdi. Araştırmada ayrıca, Adalar Fayı'nın bazı senaryolarda doğu kesiminde doğal bir bariyer görevi görebileceği değerlendirmesine yer verildi.
Olası Marmara depreminin büyüklüğüne ilişkin hesaplamalara göre, fay üzerinde biriken gerilim seviyesi, bazı bölümlerde gözlenen sürüklenmeler ve fayın fiziksel özellikleri dikkate alındığında, beklenen depremin moment büyüklüğünün 7.4'ü aşmayabileceği öngörülüyor. Modellemelerde yalnızca tek ve büyük bir deprem ihtimali ele alınmadı; 7 büyüklüğünün altında iki ayrı depremin meydana gelmesinin de olası senaryolar arasında yer aldığı belirtildi. Bu durum, Marmara Denizi'ndeki fay sisteminin farklı şekillerde enerji boşaltabileceğine işaret ediyor.
Araştırmada yer alan hesaplamalara göre, deprem sırasında oluşabilecek maksimum yer hareketlerinin İstanbul'un kuzeyinden çok güney kıyı kesimlerinde daha yüksek olabileceği değerlendirildi. Özellikle Avcılar, Küçükçekmece ve Büyükçekmece gibi yumuşak zemin yapısına sahip bölgelerde sarsıntının daha güçlü hissedilebileceği belirtildi. Çalışmada ayrıca, Marmara Denizi'nde geçmişte meydana gelen yıkıcı depremlerin ardından tsunami oluştuğuna dair tarihi kayıtların bulunduğu hatırlatılarak, olası büyük bir deprem sonrasında kıyı bölgelerinden uzaklaşılması ve belirlenen tsunami tahliye alanlarına yönelinmesinin önemine vurgu yapıldı.