Rusya'nın Uzak Doğu bölgesindeki Kondyor Masifi, uydu görüntülerindeki dairesel yapısıyla dikkat çekiyor. Habarovsk Krayı'nda bulunan ve yaklaşık 6 kilometre çapındaki bu yapı, başlangıçta bir göktaşı kraterini veya sönmüş bir volkanın kalderasını düşündürüyordu.
Ancak yapılan araştırmalar, Kondyor Masifi'nin ne bir meteor çarpması ne de volkanik bir patlama sonucu oluşmadığını ortaya koydu. NASA Earth Observatory'nin paylaştığı bilgilere göre, bu dairesel yapı, yer altındaki erimiş kayaçların yüzeye doğru hareket ederek mevcut kaya katmanlarını yukarı itmesiyle meydana geldi. Magma yüzeye ulaşmadan yer altında soğuyarak zamanla bugünkü Kondyor Masifi'ni oluşturdu.
NASA'nın Terra uydusundaki ASTER cihazı tarafından görüntülenen bölge, yaklaşık 10 kilometre genişliğinde bir magmatik sokulum olarak tanımlanıyor. Bu yapıyı çevreleyen sırtların bazı kısımlarının 600 metre yüksekliğe ulaştığı belirtiliyor.
Uzmanlar, Kondyor'un bir göktaşı krateri olmadığını, çünkü çarpma sonucu oluşan yapılarda görülen karakteristik kırık kayaçlar, saçılmış malzemeler ve şok deformasyonlarının bölgede bulunmadığını vurguluyor. Aynı zamanda yapının tipik bir volkanik oluşumdan da farklı olduğu ifade ediliyor. Jeologlar, Kondyor'u "ultramafik magmatik kompleks" olarak sınıflandırıyor ve yapının demir ile magnezyum açısından zengin kayaçlardan oluştuğunu belirtiyor. Bu kayaçların Dünya'nın daha derin katmanlarından geldiği değerlendiriliyor.
Jean-Pierre Burg liderliğinde yürütülen ve Journal of Petrology dergisinde yayımlanan bir araştırma, Kondyor Masifi'nin kökeninin Dünya'nın mantosuna kadar uzandığını ortaya koydu. Çalışma, yapının derin jeolojik süreçlerin yüzeydeki bir yansıması olduğunu öne sürüyor.
Kondyor Masifi, jeolojik özelliklerinin yanı sıra zengin maden yataklarıyla da öne çıkıyor. Bölgede platin, altın ve gümüş rezervleri bulunuyor. NASA verilerine göre, çıkarılan platin-demir kristalleri yaklaşık 1,5 santimetre büyüklüğe ulaşabiliyor. 2020'de Lithos dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre, Kondyor çevresindeki platin yatakları uzun yıllardır inceleniyor ve Amur Madencilik Şirketi verilerine göre bölgede 36 yıl boyunca yaklaşık 100 ton platin üretildiği kaydedildi.